eva, çayın yanında yemeyi çok sevdiği "ıslak kurabiye"nin tarifini paylaşmaya(yazmaya) karar verdi nihayet ;))) bu leziz ve nefis kurabiye bigün hayalimde ki mekanı( "köylü kızı" olucaktı adı, hain ve kötü niyetli insanların kurbanı oldu caanım tabelam. hatta yazmalı genç kız figürüyle falan muhteşem görünecekti. neyse sermaye hazırda eksik isim sanki pehh! :(( ) açarsam muhakkak listemde olucak tariflerden... çok hafif ve yumuşak bir tatlı. şerbetli tatlılar gibi ağır değil, kuru kurabiyeler gibi insanın boğazına dizilmiyor falan. her yaş grubundan hayranları var bu kurabiyenin. herkes seviyor yanii;))
malzemeler:
250 gr tereyağ (margarin de olabilir)
2 yumurta
1 su bardağı şeker
2 çorba kaşığı sıvıyağ
2 çorba kaşığı yoğurt
3 çorba kaşığı kakao
aldığı kadar un
kabartma tozu
vanilya
şerbeti için:
1.5 su bardağı şeker
1.5 su bardağı su
yapılışı:
oda sıcaklığında yumuşatılmış margarin ve diğer tüm malzemeleri karıştırarak kulak memesi yumuşaklığında hamur elde ediyoruz. bu hamurda cevizden biraz daha büyük parçalar alıp yuvarlıyor, 180 derece fırında pişiriyoruz... kurabiyeler pişerken soğuk şerbetimizi hazırlıyalım. aynı ölçülerdeki suya şekeri katıp eriyinceye kadar karıştırıyoruz. fırından çıkan kurabiyeleri soğuk şerbetin içine atıp 20-30 saniye aralığında bekletip servis tabağına alıyoruz. arzuna göre üzerine hindistan cevizi, antep fıstığı vs süsleyebilirsiniz. afiyet olsun...
21 Mart 2012 Çarşamba
18 Mart 2012 Pazar
eva mutfaktaaa!
"köylü kızı" isimli bloğum için son kez adres değişikliğiyle huzurlarınızdayım efemmm... daha önce nedenleriyle alakalı kısa bir bahis geçmişti tekrara lüzum görmeden son kararım olan blog adresimle tanıştırayım sizleri; artık evamutfakta.blogspot.com la mutfak maceralarımla beraber olucaz inşAllah...
13 Mart 2012 Salı
İBB sosyal tesisleri ve "yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal" meselesi...
yemek bloğu olunca yemek yapmak ve yemekle ilgili herşey yazılabilir ve paylaşılabilir değil mi? bazen bu mide bulandırıcı olsa bile! :))
arkadaş buluşmaları, bazen mutfaktan kaçış vs çeşitli sebeplerle dışarıda yemek&kahvaltı için tercih ettiğimiz mekanlar var... genellikle güvendiğimiz mekanlara takılırken arada değişiklik olsun diye gittiğimiz adreslerde olmuyor değil.
İstanbul'da yaşayanlar bilir, İstanbul'un en güzel mekanlarını büyükşehir belediyesi işletiyor. her kesimden vatandaşın rahatça gidebileceği mekanlar bunlar... uygun fiyata kaliteli hizmet veriyorlar! diye düşünüyoruz. en azından yemeklerde kullanılan et vs gibi malzemeler açısından güvenilir buluyoruz. ama temizlik ve hijyen hususunda eksikleri var. geçen haftasonu epeydir görüşmediğimiz bi arkadaşımla dışarda bir kahvaltı edelim hem muhabbet olsun, hem deniz havası alalım diye İBB nin sosyal tesislerinden birinde buluştuk. kahvaltının yarısında benim tabağımda ne çıktı tahmin edin demiyorum, "kıl" çıktı! benim hassas olduğum konulardan biridir ki, canlı insanın üzerinde bile çok tahammül edemediğim "kıl"ın tabağımda çıkması benim için nasıl bi cinnettir tahmin bile edemezsiniz:(( ilgili personele durumu izah edip tabağı gönderdik. az sonra aynı eleman büyük bir havayla içinde "kıl" olmadığını iddia ettiği 2. kahvaltı tabağını getirdi. ama benim mide bir kez bulanınca ikinci tabaktan çok tadamadım... muhabbete çay eşliğinde devam ediyordum ki; bari dedim tabaktaki yeşillikleri yiyeyim. maydanozlardan sonra marula sıra geldiğinde, marulun içinden ne çıktı dersiniz? "saç"!!! ondan sonrası köylü kızı iptal tabiki... daha ne görevliyi çağırdık, ne de kimseye bişey söyledik... gelen gideni aratıyordu çünkü!
şikayet etmedim, ilgili herhangi bir kuruma yazmadım. böyle durumlarda pek sessiz kalmam ama burda ne yapılması hususunda kararsız kaldım. çünkü böyle bi olayda en alt seviyedeki personel sorumlu tutulucak ve hesabı ona kesilecektir. ama öyle olmamalı. balık baştan kokar çünkü! amir konumundaki görevli personel yeterince denetim yapsa, sık sık personele temizlik ve hijyen konusunda eğitimler verilse ve ikaz edilseler bunlar yaşanmaz. koltuğunu sağlama alan ardına bakmıyor vesselam...
unutmadan çok ucuza açık büfe kahvaltı veren mekanlarda kullanma tarihi geçmiş ürünler(peynir, sucuk, sosis, yumurta vs) kullanıldığını işittik bilginiz olsun. ve son bir uyarı: bizim ağır ateşte köpüğünü kaşık kaşık fincanlara paylaştırdığımız "türk kahvemiz" restoran, cafe gibi işletmelerde makina aracılığıyla pişirilip ikram ediliyormuş haberiniz olsun... hatta geçen Bursa' da otantik bir mekanda bununla ilgili aldığım cevap çok manidar; -ocakta kahve pişirirsek bunun için akşama kadar 2 elemanı ocağın başında tutmam lazım! dediler, şok olduk!!!
8 Mart 2012 Perşembe
Meyveli Acıbadem Kurabiyesi
ihmalkâr blogcu köylü kızı geldiiii! blogcuların en tembeli seçilirse adaylığımı koyucam bilesiniz. bu ara canım pek yazmakta istemiyor ya! onunda etkisi var sanırım...
zorunlu nedenlerle "köylü kızı" olan blog adresini değiştirdim. nedenlerini uzun uzun anlatmadan bir kısa yol yazayım: "köylü kızı" diye google yazıp gelen tarama sonuçlarına bakarak adres değişikliğinin nedenini anlayabilirsiniz:(( bu mevzuyu burda kapatıp kısa ve pratik bi tarif paylaşıp sahneden çekileyim efendim...
tarifimiz acıbadem kurabiyesiyle yapılan en fazla 30 dakikanızı alıcak meyveli hafif bir tatlı. herkes yapabilir, sonuç garanti;))
malzemeler:
6 adet acıbadem kurabiyesi
1 kavanoz konserve ananas
1 paket krem şanti
yarım su bardağı süt
çilek, muz, kivi veya portakal
yapılışı:
krem şantiyi sütle çırpıp kullanıma hazır hale getiriyoruz. meyvelerimizi soyup dilimledikten sonra acıbadem kurabiyelerini konserve ananasın suyuyla ıslatıyoruz. servis tabağına aldığımız kurabiyelerin üzerine krem şantiden biraz sürüp, önce ananas sonra arzunuza göre portakal veya kivi, muz ve çileği ilave edip dinlendirmek üzere buzdolabına koyuyoruz...
orjinal tarifte(yıllardır yaptığım bir tatlı kaynak belirtemiyorum, üzgünüm) meyveler ananas, kivi ve çilek sıralaması şeklinde idi. ben bugün tatlıyı hazırlarken önümde duran kiviyi bulamayıp! portakal ve muz koydum:) böyle de güzeldi. yumuşak meyvelerin hepsiyle denenebilir tavsiye ederim. afiyet olsun...
zorunlu nedenlerle "köylü kızı" olan blog adresini değiştirdim. nedenlerini uzun uzun anlatmadan bir kısa yol yazayım: "köylü kızı" diye google yazıp gelen tarama sonuçlarına bakarak adres değişikliğinin nedenini anlayabilirsiniz:(( bu mevzuyu burda kapatıp kısa ve pratik bi tarif paylaşıp sahneden çekileyim efendim...
tarifimiz acıbadem kurabiyesiyle yapılan en fazla 30 dakikanızı alıcak meyveli hafif bir tatlı. herkes yapabilir, sonuç garanti;))
malzemeler:
6 adet acıbadem kurabiyesi
1 kavanoz konserve ananas
1 paket krem şanti
yarım su bardağı süt
çilek, muz, kivi veya portakal
yapılışı:
krem şantiyi sütle çırpıp kullanıma hazır hale getiriyoruz. meyvelerimizi soyup dilimledikten sonra acıbadem kurabiyelerini konserve ananasın suyuyla ıslatıyoruz. servis tabağına aldığımız kurabiyelerin üzerine krem şantiden biraz sürüp, önce ananas sonra arzunuza göre portakal veya kivi, muz ve çileği ilave edip dinlendirmek üzere buzdolabına koyuyoruz...
orjinal tarifte(yıllardır yaptığım bir tatlı kaynak belirtemiyorum, üzgünüm) meyveler ananas, kivi ve çilek sıralaması şeklinde idi. ben bugün tatlıyı hazırlarken önümde duran kiviyi bulamayıp! portakal ve muz koydum:) böyle de güzeldi. yumuşak meyvelerin hepsiyle denenebilir tavsiye ederim. afiyet olsun...
3 Şubat 2012 Cuma
İyi ki Doğdun Benim EFENDİM
Nerde biz?
Kimseden bir işaret gelmeyecek
Bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa
Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca
Hiç bir insana yan bakışı olmayan kimdi
Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Öğretmek için cephe nedir
Kıyam etti
Torunu kucağında
Dönünce bütün gövdesiyle döndü
Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda
Bir bilinebilseydi
Nedir veche...
Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
Omzunudan vaveyla heybesini atın
Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti
Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
Ağız dolusu gülmeden taşlıkta...
İsmet Özel
31 Ocak 2012 Salı
ayva tatlısı
merhabalar köylü kızı dostlarına... memleketin her yanı beyazlara bürünmüş, herkes karın tadını çıkarırken, ben salya sümük elimde tuvalet kağıdı rulosuyla camdan dışarıyı izliyorum:(( ağladığımdan değil tabi bu halim, yakamdan düşmeyen sinüzitten sebep... doktor bi arkadaşın "burnu akan acile geliyor" serzenişinden ötürü 4 gün doktora gitmeden evde müthiş bi başağrısı, akan burun ve gözlerle kendime yeterince acı çektirip nirvanaya ulaşamayınca dün doktora gittim. çok şükür bugün ağrısız kalktım ve daha iyiyim.
hali hazırda gözlerim pcye ağlamadan bakabiliyorken epeydir sınavlar bahanesiyle uğramadığım bloğuma bi el atayım dedim. geçen haftasonu sınavlar biter bitmez şehirlerarası otobüste Ordu'ya dönerken buldum kendimi...köylü kızı işte, çat orda çat burda çat kapı ardında... İstanbul'a ilk gittiğim günlerde ablamın misafirleri için yaptığım ayva tatlısını paylaşmak bir türlü kısmet olmadı. hatta o gün tarifini isteyenlere, -bloğa koyucam ordan bakarsınız, demiştim de 2 ay oldu köylü kızı ayva tatlısını yazacak:)) ayva çiçek açıp yaz gelmeden tarife geçelim de gecikmeli sözüm yerine gelsin;))
efendim ayva tatlısını yaparken pek kesin olan ölçülerim yok benim. malzemeler ve yapılışı şeklinde ayırmadan bi kalemde anlatıyorum affınıza sığınarak.
ayva tatlısı:
ayvaların kabuklarını soyup, ikiye bölüp, çekirdek yataklarını çıkararak işleme başlıyoruz. ama ama asla ayvanın çekirdekleri atmıyoruz bize kıvam için gerekli tek bir çekirdeği bile atmayın. ayvalarımızı pişireceğimi kaba alınca( ben genellikle kalabalık misafire yaptığım için üstteki fotoda da görüldüğü üzre pizza tenceresinde yapıyorum) her ayvanın ortasına dolu bir kaşık şeker koyduktan sonra, 3-4 kaşıkta tencerenin içine şerpiştiriyorum. ayvanın çekirdekleriyle beraber 4-5 adet karanfili tencerenin içine bırakıp ayvanın üzerine çıkacak kadar su ilave ediyoruz. tatlımıza renk verecek olan kızamık şekerini de ekledikten sonra ayvalar yumuşayıp üstteki rengi alıncaya kadar pişiriyoruz. kızamık şekerini ne kadar koymak gerekir? diye aklınıza gelen sorunun cevabını şöyle izah edeyim: kızamık şekeri büyük kalıp sabun büyüklüğünde satılıyor aktarlarda. yukarda fotoda gördüğünüz rengi elde etmek için 9 ayvaya ben iki kalıp kızamık şekeri koydum. siz kendi arzunuza göre bunu artırabilir veya azaltabilirsiniz. ama bu arada ayvanın tadını kontrol etmeyi ihmal etmeyin çünkü şeker oranı buna bağlı olarak azalır veya artar.
ayvalar pişerken bir taraftan iç harcını hazırlayabiliriz. ayva sayısına göre ayarlayacağınız elmayı( 9 ayva için 4 elma kullandım) rendeleyerek 2-3 kaşık şekerle pişiriyoruz. pişen elmanın içine tarçın ve iri kıyılmış 1 su bardağı ceviz ilave ederek soğumaya alıyoruz. ayvalarımız, şeker pembesi rengini almış ve yumuşamış, şurubuda iyice koyulaşmış ise altını kapatıp fırın kabına alıyoruz. fırın tepsininin yüzeyini kapatacak kadar şurubu da ilave edip elma harcını kaşık yardımıyla ayvaların ortalarına paylaştırıyoruz. 170 dereceye ayarlı fırında 20 dakika kadar pişirip soğumaya bırakıyoruz. kaymak veya krem şanti ilavesiyle tatlımız servise hazırdır...afiyet olsun...
not: tatlımızı servise hazırlarken tepsinin içindeki şuruptan çay kaşığı yardımıyla ayvaların etrafına sürerseniz parlak bi görüntü elde edersiniz. ayrıca tencerede arta kalan(muhakkak kalıyor) şurubu çeşitli meyveleri kaynatarak hazırlayacağınız kompostolara ilave ederek değerlendirebilir hem israf etmemiş, hemde değişik bir lezzet daha yakalamış olursunuz;))
13 Ocak 2012 Cuma
Portakallı Kek
uzun zaman önce yaptığım ama bir türlü paylaşma imkanı bulamadığım "portakallı kek" tarifiyle epeydir ihmal ettiğim bloğuma küçük bir merhaba demek istedim. sırada bekleyen epey tarif var aslında ama duydum ki benden kek tarifi bekleyen arkadaş işsizmiş ve evde ders çalışıyormuş... hadi bi güzellik yapalım çayı sade içmesin, yanında miss gibi portakal kokan kek olsun, zihni açılsın, midesi bayram etsin...
portakallı kekimizi yeğenimin okulunda yapılan kermes için yapmıştım. ikramda kolaylık olsun diye minik kek kağıtlarına koymuştum. ev için yaptığımda fırın tepsisine yapıyorum siz arzunuza göre takılabilirsiniz;))
Malzemeler:
3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 bardak sıvıyağ
1 bardak yoğurt
3 yemek kaşığı kakao
1 portakalın kabuğu
aldığı kadar un
kabartma tozu, vanilya
Yapılışı:
şeker ve yumurtayı yüksek devirde mikserle 10 dakika çırpıyoruz. yoğurt ve sıvıyağı ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. rendelenmiş portakal kabuğu ve kakaoyu karıştırıyoruz. un , kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip düşü devirde mikserle un tamamen karışana kadar çırpıp kekin hamurunu hazır hale getiriyoruz. önceden ısıtılmış fırında 40 dak pişirme süresi kafidir. afiyet olsun...
portakallı kekimizi yeğenimin okulunda yapılan kermes için yapmıştım. ikramda kolaylık olsun diye minik kek kağıtlarına koymuştum. ev için yaptığımda fırın tepsisine yapıyorum siz arzunuza göre takılabilirsiniz;))
Malzemeler:
3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 bardak sıvıyağ
1 bardak yoğurt
3 yemek kaşığı kakao
1 portakalın kabuğu
aldığı kadar un
kabartma tozu, vanilya
Yapılışı:
şeker ve yumurtayı yüksek devirde mikserle 10 dakika çırpıyoruz. yoğurt ve sıvıyağı ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. rendelenmiş portakal kabuğu ve kakaoyu karıştırıyoruz. un , kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip düşü devirde mikserle un tamamen karışana kadar çırpıp kekin hamurunu hazır hale getiriyoruz. önceden ısıtılmış fırında 40 dak pişirme süresi kafidir. afiyet olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




